Şükür
Şükür.
Oysa şükredecek ne çok şeye sahibiz.
Aldığımız nefesten tut sorunsuzca
verebildiğimiz nefese kadar.
Bu yazıyı yazmak aklımda yoktu aslında
çekmeyen internet ve bir astrolog un 15-16 saatlerini meditatif geçirin
demesiyle kaleme döküldü.
Şu an bir kafedeyim. Kahvem önümde
laktozsuz cappuccino, en favorim. Her ne kadar frekans düşürüyor olması moda
olsa da şu günlerde… Ben yine de o inanca kapılmayıp zevkle içiyorum.
Kulağımda kuş sesleri arada bir inek möölüyor ve bu beni oldukça gülümsetiyor 😏
Etrafındaki insanları gözlemlemek
yaptığım en iyi işlerden biri. Gözlemlerim, dinlerim, fikir yürütürüm. Bazen
duyduklarım mutlu eder çoğu zaman ise mutsuz.
Kimse huzurlu, mutlu ya da dingin değil.
Kalamıyor, olamıyor belki de. İnsanların odakları hep negatifte. Hep olmayana odaklanıyorlar.
Kafe de 2-3 farklı grubun yer olmadığı ve çok sinirlendiği için küfür
etmelerine şahit oldum. O kadar da rahatlar ki kulağımda ki kulaklığa rağmen
duyuverdim onları.
Halbuki o kahveyi alabilme gücüne sahip
olduğu ya da bir kat daha yukarı çıkarabilen ayaklarına sahip olduğu için belki
de minnet dolu olmasını isterdim. Evet biliyorum bu çoğunuza çok Pollyannaca
gelecek. Ama yani bu kadar basit şeylere de düşülmemeli diye düşünüyorum.
Dünyanın en zorlu sınavını yaşarsın,
büyük-küçük, hadi küçüğü de dahil edelim, badireler atlatırsın, o zaman amenna
ağla, küfret, üzül, buhrana kapıl vs ama yer bulamadığın için lanet edip,
küfretmek nedir?
Bilinçli hareket edilmiyor biliyorum.
Ben de yapıyorum bazen yapmıyor değilim, beni birden sinirlendiren şeylere
anlamsız tepkiler veriyorum ama hemen fark edip durumu toparlama ya da
Rabbimden özür dileme moduna geçmeye çalışıyorum.
Biliyorum haddime değil, herkesin sınavı
kendine. Kimseye şunu yap ya da bunu yap demiyorum zaten demem de. Çünkü
insanların tekamül yolculuklarına karışılmaz, onu da acı bir şekilde öğrendim
:) ben yazarım, çizerim. Önce kendim için sonra katkı almak isteyenler için.
Çok severek ve söylediklerinin de gayet
mantık çerçevesinde olduğu, kimsenin duygularına, umutlarına müdahale etmediği
için takip ettiğim şahane bir astrolog var. Kadına çekilmem tamamen
enerjisel. Bazen olur ya hani ihtiyacın olan şey damdan düşer gibi pat önüne
düşer, ayağına gelir, hatta kapını çalar. Aslında bu hep böyledir. Rabbimin
sisteminin yüceliğinden, Rabbimin lütufkarlığından belli ki. Sistem mutlaka ara
yardımcılar gönderir. Bunu anlamak için önce doğru frekansta olmak lazım. Her
şeye acele davranmak yerine sistemin varlığını fark etmek ve hayranlıkla
seyretmek. Ne ediyorsak kendi kendimize ediyoruz. Önce düşünüyoruz sonra da
düşündüklerimizin farklı farklı versiyonlarını bir şekilde hayatımıza
çekiyoruz. Farkında olduğumuz ya da arka planda çalışan farkında dahi
olmadığımız, olamadığımız tonla düşünceye sahibiz. Buraya bir farkındalık,
bilinç katmak önemli. Bunun üzerine sayfalarca yazılar yazılır, saatlerce
konuşulur ama asıl söylemek istediğinden kopmamak adına biraz geriye, o
astroloğun söylediğine dönmek istiyorum.
Tarihi çok net hatırlamasam da 1-2 sene
öncesiydi belki daha fazlası.
Söylediği şey; akıl sağlığınıza sahip
çıkın. Ruh ve beden sağlığına yatırım yapanlar kazanacak, kova bilgi çağına
giriyoruz. Yanlış bilgilerle manipülasyonlar çoğalacak. İnsanlığın korkuyla
yönetileceğine dair yazıları aklıma geldikçe şimdi daha iyi anlıyorum demek
istediklerini. Bu çağ da şimdi internet sayesinde herkes bilgin. Bilgi bana
göre çok kıymetli ve bana varlığımın en büyük dayanağı gibi gelen bir olgunun
bu kadar manipüle edilmesi ve bunun için kullanılıyor olması üzücü.
İmam Gazalinin bir sözü vardı daha önce
de bahsettiğim. Korku, imansızlıktan, inanç eksikliğinden gelir. Çağımızın
sorunu saygısızlık, inançsızlık. Aslında bu inançsızlık bana göre kaostan
kaynaklanan bir acelecilikten doğuyor. Sürekli bir şeye ya da bir yere yetişme
çabası hakim.
İlahi sisteme karşı açılan ve kaos
yaratan bir beşeri sistem var. Ve insanlık bu beşeri sistemle boğuşmaktan ilahi
sisteme kör, sağır olmuş durumda.
Unutuyoruz, unutturuluyoruz, dış
uyaranlarımız o kadar fazla ki o farkındalıkta kalmak, sınırlarımızı korumak
güçleşiyor. İşte bunun için de doğru bilgiye ulaşmak önem kazanıyor. Ve her
bilgiye kapılıp ya da her bilgiciğe demek isterim :) her bilgiciğe kapılıp
frekansımızı düşürerek içimizdeki korkuyu tetiklemeye ve onu çoğaltmaya karşı
bilinçli bir farkındalık yaratmalıyız.
Belki duyarsızlıkla suçlanacağım
kiminize göre ama şu olumsuz haberleri dilden dile hele de etiketler açılarak
binlerce kez paylaşılıyor olması beni rahatsız ediyor. Demiyorum ki göz yumalım
ama buna farklı bir boyut getirip korku, lanet, isyan frekanslarına düşmektense,
çözüm, iyi niyet ya da dualarla bir tık iyi bir şey yapma çabasına girebiliriz!
“Bu olay neden oldu? Neyi eksik yaptık,
neyi fark edip düzeltmeliyiz? Yaşadığım olumsuzluktan öğrenmem gereken ne? Neyi
atlıyoruz ki daha fazlası geliyor? Bir daha bu duruma düşmemek için fark etmem
ve değiştirmem gereken şey ne?”
Bu soruları sormak ve gelecek cevapları
göğüslemek bazılarımızın nefsi için ağır gelebilir ya da hazır olamayabilir.
Bunların hiçbirini yapamıyorsak en kolay ve bence en etkili yola başvurmalı.
Dua edip, tevekkül etmek.
“Rabbim şu an bir sınavdan ya da ülkece,
milletçe bir sınavdan geçiyorum/geçiyoruz. Sonuçlarını göğüslemek nefsime/nefsimize
ağır geliyor. Bunun ardındaki hikmeti anlayabilmeyi, o hikmete tutunabilmeyi
nasip et. Hiçbir şey sana zor değil. Bana nefsime oldukça zor gelen durumları
kolaylaştır. İzin ver şerrin ardındaki hayrı göreyim, izin ver bu bana
bahşettiğin yaşamın gayesini anlayayım. Ey lütfu bol, rahmeti bol yüce Rabbim,
tekamül yolculuklarınızı kolaylaştır. Dönüşümüz yalnız sanadır, bunu
yaşamlarımız da, davranışlarımız da ve hatırımız da her daim tutmamıza izin
ver.” Âmin.
Daha bir ferah hissettiriyor değil mi?
Korku dolu kötü sözlere tutunmak yerine daha umut verici minnet dolu sözler.
Tekamül planını kendi seçmiş olma farkındalığını yakalayanlar benim ne demek istediğimi daha iyi anlayacaktır diye düşünüyorum. Tanrı’yı, kaderi, çevreyi en önemlisi kendini suçlamayı bırakanlar :)
Katkısı ve şifası bol olsun, hamd olsun..
Yorumlar
Yorum Gönder