Çoçuk Eğitimi ?

Galeyana geldiğini düşündüğüm bir eğitim alıyorum şu aralar. 

Manevi Rehberlik ve Danışmanlık Eğitimi


Manevi danışmanlığın diğer danışmanlıklardan farklı bir yanı olarak sık vurgulanan şey; danışanla birlikte hareket etmek. Yani ne demek istiyorum? Danışana hocalık, üstadlık ya da bilmişlik yapmak değil de ona kendi hayat yolculuğunda refakat etmek. 


Refakat etmek kelimesi o kadar hoşuma gitti ki çok yerinde bir kullanımdı. 


Evet kişiye hayat yolculuğunda refakat etmek. 


Onu anlamak, onun duygularını hissetmek. 

Yargısız bir yerden şefkatle yaklaşmak.


“İnsan anlama açtır. Anlamak ve anlaşıldığınını hissetmek ister” der Dr. Senai Demirci.


Kalemimi elime aldıran çocuk eğitimi ile ilgili söyledikleriydi!!


“Çocuklar bize gönderildiğinde bir eğitim konusu, bir ev ödevi olarak gönderilir” dedi. Başta bir afallıyorsun konuşma aktıkça anlıyorsun ki amaç aslında onlara bir şeyler öğretmek değil, onlardan bir şeyler öğrenmek belki de hatırlamaktır. 


Belki de çocuklarımız yetişkinlik hallerimize gönderilen içindeki çocuğu bul, hatırla, sev, koru mesajıdır!


Tüyler diken diken değil mi? 

Ne müthiş bir sistem. 


Çocuk saflığında geldiğimiz dünyaya saflığımızı yitirecek, göz ardı edecek, arka plana atacak sayısızca durum, olay, kişiyle karşılaşıyoruz. 


O saf enerjinin evcilleştirilmesine de yetişkinlik diyoruz. 

Kalıplara sığmayacak coşkuda ki çocuk saflığını, masumiyetini, neşesini belki de şekilden şekle sokup, dar kalıplara tıkış pıkış, eksilterek sığdırmaya çalışıyoruz.



Ve artık yetişkin olduk diyoruz.

Ah bu farkındalığın acısını şu an o kadar derinden hissediyorum ki size anlatamam.


Yetişkin ünvanıımızın ardına saklanıp çocuk yetiştirmeye soyunuyoruz.


Ya onlar hayatlarımıza, bizlere kendi içimizdeki çocuğu hatırlatmaya gelen yansımalarımız ise?


Hadi biraz da bunun üzerine tefekkür edelim!

Yorumlar

Popüler Yayınlar