Erdem toplama oyunu
Sizlere 2400 rakımından yazıyorum. Manzaramın şahaneliğini görseniz. Gökyüzünün mavilinin eşsizliği. Dağların sıralanışı. Üzerine güneş vurdukça parıldayan karların ışıltısı. Hafif bir esinti. Güneşin sırtımı ısıtışı. Fonda çalan müziğim. Vızır vızır geçen kayakçıların, boardcuların çıkardığı o ses dahi bana kendimi iyi hissettiriyor şu an. Durup dinlenmenin, izlemenin tadına varmak şahane. Çünkü insanoğlu yavaşladıkça fark ediyor. Önüne serilen güzellikleri, doğanın kendisine nasıl hizmet ettiğini durup bakmayı seçerse görebiliyor. Sıra sıra dağları dizmiş, aralarından yollar açmış üzerine bir de kar yağdırmış ve bir kulunun aklına bu kayma işini ilham etmiş. Ne şahane değil mi? Durup dinlenmeye, yapabileceklerini keşfetmeye itmiş. Durduk yere kimin aklına gelirdi ki dağların arasından kaymak, kayağı bulmak? Aaa ben gideyim de şu dağda bir kayayım demek durduk yere kimin aklına gelirdi ki? Güvenli bulup da yapmak kolay olmasa gerek! İlham olan, hayat...